inanc 3 Takipçi | 18 Takip
Kategorilerim

Dini Hikayeler

Haber

Yemek Tarifleri

Diğer İçeriklerim (8)
Tüm içeriklerim

Erkek gibi kadın dedikleri böyle bir şey galiba...

2014-04-30 10:33:00
Erkek gibi kadın dedikleri böyle bir şey galiba... |  görsel 1

Eurovision Şarkı Yarışması'nın bu yıl ki en çok konuşulan katılımcısı Avusturya temsilcisi Conchita Wurst oldu. Uzun saçları, koyu renk sakalları ve cüretkar elbiseleriyle dikkat çeken Conchita  Wurst; Rusya,Belarus ve Ermenistan temsilcilerinin tepkisini çekti. "YARIŞMADAN ÇEKİLSİN" Kopenhag'ta yapılacak olan Eurovision Şarkı Yarışması'nda bu üç ülkeyi temsil edecek olan yarışmacılar "Conchita Wurst yarışmadan çekilsin" dedi. Bianet'in haberine göre; Rusya, Belarus ve Ermenistan, Conchita Wurst'un yarışmadan çekilmesi için kampanya başlattı. "YAŞAMA BİÇİMİ NORMAL DEĞİL" Ermenistan'ın Eurovision temsilcisi olan Aram MP3 adlı şarkıcı, "Wurst'un yaşam biçimi doğal değil. Kadın mı erkek mi olduğuna karar vermeli." dedi. Wurst ise, bu eleştirilere, "Ben kadın olmak istediğimi söylemedim. Sadece çalışan bir kraliçe ve evde de tembel bir çocuğum" diye yanıt verdi. "SAKALLARIM, KİM OLDUĞUMDAN BAĞIMSIZ..." Wurst, Reuters'a verdiği bir söyleşide de, "Sakallarım, kim olduğum ve nasıl göründüğümden bağımsız bir şekilde, istediğim her şeyi başarabileceğime dair bir beyan" demişti.  Devamı

Fırında Tavuk Tarifi Nasıl Yapılır

2013-11-27 23:45:00
Fırında Tavuk Tarifi Nasıl Yapılır |  görsel 1

Fırında Tavuk Malzemeler 1 Kilo tavuk but 1 Kilo, kanat1 kilo, domates 2 tane,  patates 6 adet sivri biber 7-8 diş sarımsak tuz Terbiyesi için: 1 çorba, kaşığ salça 2 çorba kaşığı zeytinyağı tuz, karabiberÖncelikle patatesleri tıkayalım küp küp doğrayalım, domates ve biberleri yıkayalım patateslerin boyutunda doğrayalım. Tavuk but ve kanatlarını yıkayalım süzgece alalım, bir kapta sosunu hazırlayalım sosa dövülmüş sarımsak ve tuz ekleyelim, tavukları bu sosla karıştıralım . Yağlanmış fırın kabına hazırladığımız tavuk etlerini alalım üzerine doğradığımız ve bir kapta harmanladığımız sebzeleri ilave edelim. Tepsinin üzerini folyo ile kapatalım. 200 derecelik ısıda ara sıra kontrol ederek (gerekirse su ilavesi yapabilirsiniz) pişirelim. Afiyet olsun….   Devamı

Pakistanda Türk Dizileri Yasaklanabilir...

2013-11-27 05:00:00
Pakistanda Türk Dizileri Yasaklanabilir... |  görsel 1

Pakistan dizi sektörü ve bazı siyasetçiler, ülkede gittikçe daha popüler olmaya başlayan Türk yapımlarından rahatsız... Pakistan'da bazı kesimlerde artan rahatsızlığın en büyük sebebi ise yerel yapımlara uygulanan sansürlerin dış yapımlara uygulanmaması. Pakistanlı aktör Javeri Abbasi konu hakkında şu ifadeleri kullanıyor: "Eğer bir Pakistanlı aktris mini etek ya da dekolte giyerse anında sansürleniyor. Fakat Türk dizilerindeki aktrisler böyle giyinerek popülerliklerini artırıyor" Türk dizilerinin başarısı bazı siyasetçileri de rahatsız etmiş durumda. Pakistanlı bazı bakan ve vekiller dizilerin İslam normlarına uygun olmadığı ve bunun yanında ülkenin kendi televizyon sektörünü de olumsuz etkilediği yönünde eleştiriler yapıyor. Özellikle Muhteşem Yüzyıl'ın Pakistan'daki en popüler dizi olduğunu ifade eden ülkenin önde gelen yayın kuruluşu Hum TV Başkan yardımcısı Athar Wagar Azim bu başarıyı şu sözlerle anlatıyor; "Türk yapımlarının çok tutulmasının arkasında pek çok neden var. Bunlardan bir tanesi tazelik, daha güzel mekanlar ve Pakistanlılara çekici gelen yeni yüzler. Öte yandan Türk dizilerinin bir bölümü için 2.500 dolar ödenirken yerel bir dizinin sadece bir bölümünün yapım masrafı bunun dört katı kadar..." Oxford Business Group'un verdiği sayılara göre Türkiye, 2011 yılında dizilerini 20'den fazla ülkeye dizi ihraç ederek yaklaşık 60 milyon dolarlık gelir elde etti. MEDYARADAR Devamı

Neden Başımıza Bir Ömer Gelmez

2013-11-27 04:54:00
Neden Başımıza Bir Ömer Gelmez |  görsel 1

Hazreti Ömer (ra) geçtiği yollardan taşları ayıklar, halkın ayağına değmesi muhtemel acıtıcı maniaları bizzat temizlerdi. Birgün yine yoldan giderken gözüne çarpan bir taşa ayağıyla vurdu. Yolun kenarına doğru yuvarlanan taş, gelmekte olan bir sahabinin ayağına çarptı. Buna müteessir oldu; fakat bir şey söylemeden geçip gitti. Aradan bir sene geçmişti. Hazreti Ömer, aynı yolda yürürken, rastladığı taşları yine ayak ucuyla vurup kenara itmekteydi. Tam o sırada, geçen sene ayağına taş değen sahabide oradan geçiyordu. Halife cebinden para dolu bir kese çıkartıp uzattı: - Buyur, bunu harçlık et! Sahabi heyecanlandı:8520/ - Harçlığım var, ya Emire'l-Mü'minin! - Biliyorum harçlığın var; fakat buna rağmen kabul etmeni istiyorum! - İhtiyacım yok. - Peki, sen bu sene hacca gitmeyecek misin? - Gideceğim. - Öyle ise bunu al da, yol harçlığı yap! - Yol haçlığım da var. - Biliyorum ki yol harçlığın da var. Fakat ben bu harçlığı, bana olan hakkını helal etmen için vermekteyim. Geçen sene bu yolda taşları ayıklarken, ayağımla vurduğum bir taş, yuvarlanıp senin ayağına değmiş; ben de halkımdan birinin ayağına taş vurup acıttığım için üzüntüye kapılmıştım. Beni bu üzüntüden kurtarman ve üzerime geçen hakkını helal etmen için, bu harçlığı vermeyi düşündüm. Alır da hakkını helal edersen, beni huzura kavuşturur, memnun edersin. Biliyorsun kul hakkı başkalarına benzemez! Bu, o günkü devlet reisinden bir misal! Şimdi bir de o günkü halktan bir numune arz edeceğim: Biliyorsunuz Hazreti Ebu Zerr, komşusunun karnı açken bir Müslüman'ın kendi evinde tok olarak uyumayacağını söylüyor; elinde imkanı olan kimseleri, borç harç içinde i... Devamı

Zengin bir adamın iyi kalpli kızı

2013-11-27 04:51:00
Zengin bir adamın iyi kalpli kızı |  görsel 1

Bağdad’ı kıtlık kırıp geçiriyordu... Fakir bir hamal, içinde ekmek piştiği sokağa kadar yayılan kokudan belli olan evin kapısından seslendi : - Allah rızâsı için birazcık ekmek... Günlerdir lokma girmedi ağzımdan. Tandırın başındaki kadın, taze bir ekmeği kızına uzattı, “Ver şu fakire” dedi. Kızcağız ekmeği verdi hamala. Tam bu sırada dışarıdan gelen cimri babası, fakirin elinden ekmeği aldı ve elindeki sopayı öyle bir indirdi ki, kızının bileği burkuldu, eli de ondan sonra sakat kaldı... Hayat inişli çıkışlıdır... Dünya bu... Hayat inişli çıkışlıdır... Kısa zamanda bu cimri adamın işleri bozuldu, dükkanını kaybetti, hatta öyle bir hâle geldi ki, bir lokma ekmeğe muhtaç duruma düştü... Nitekim bir akşam eve gelmiş, kızcağızına da şu acı sözü söylemişti: - Artık benden ümidini kes. Çarşıya in ve ekmek parası bul! Kızcağız utana-sıkıla çarşıya indi... Sattıkları dükkanın karşısında beklerken, kendisini gören dükkandaki adam hemen yanına gelerek: - Sen mâsum birine benziyorsun, ne bekliyorsun burada? diye sordu. O da: - Ekmek alacak paramız kalmadı, bir tanıdıktan ekmek parası istemek üzere bekliyorum, derken, kızcağızın elinin birini arkasına saklaması dikkatini çekmişti adamın: - Niçin saklıyorsun elini? dedi. Kızcağız anlattı bütün olanı biteni... “O fakir ben idim!” Bu açıklamayı dinleyen adam hayretler içinde kaldı ve dedi ki: - O ekmeği isteyen fakir ben idim. Seni görünce “bana ekmek veren kıza ne kadar da benziyor” diye düşünmüştüm. Yanılmamışım. Baban, nimeti verene şükretmediği için Allah onun dükkanını elinden alıp bana nasip eyledi. Şimdi ise imtihan sırası bana geldi, ben aynı nankörlüğe düşmek istemem. Haydi gel, babandan seni isteyip nik&acir... Devamı

Rüyada ödenen borç

2013-11-27 04:48:00
Rüyada ödenen borç |  görsel 1

Hindistan’ın âlim ve velîlerinden “Ziyâeddin Nahşebî” hazretleri, bir gün şunu anlattı cemaatine: Gayet fakir bir kimsenin acele “Beşyüz dirhem” paraya ihtiyacı olmuştu. Ama garipti zavallı, kimden istesin? Açtı ellerini, yalvardı Allaha. O gece Resulullahı gördü rüyada. Kendisine; - Nişabur’da, Ebül Hasan adında zengin bir kimse var, buyurdular. Ona git, benden selâm söyle. İstediğin parayı versin! Ve ilave ettiler: - Rüyana inanmazsa; “Her gece yüz salevat okurdun, dün gece unuttun!” dersin kendisine. Fakir, sabah uyanıp sevinçle koştu o zengine. Kapıyı çalıp arz etti: - Efendim, Resulullahın selâmları var. Rüyada bana; “Ebül Hasan’a git, ihtiyacın olan parayı sana versin”, buyurdular. Ebül Hasan; - Aleyküm selaam! diyerek selâmı aldıysa da, bir “Acaba?!..” takıldı zihnine. - Eee şeyy... İyi de, bu rüyaya nasıl inanayım ben? Fakir hazırlıklıydı. - Efendim, siz her gün Resulullah Efendimize beşyüz salevat okurken, dün gece unutmuşsunuz. Ebül Hasan irkildi. - Sen bunu nereden biliyorsun? - Resulullah haber verdi. Bunu duyunca, yerinden fırlayıp, secde-i şükre vardı hemen. Sonra kalkıp açtı para kesesini. - Al, bu “beşyüz dirhem”, ihtiyacın için. Sonra “bin dirhem” çıkardı. - Bu da Resulullahın şerefine. Bir mucize... Asrı saadette bir hanımın oğlu dünyaya geldi. Ancak üç dört yaşına geldiği halde konuşamıyordu yavrucak. “Dilsiz”di yâni. N’apsın kadıncağız? Çocuğu kucakladığı gibi koştu Efendimize. Ağlayarak arz etti durumu. Efendimiz o çocuğu dizlerine oturttu. Başını okşayıp, sırtını sıvazladı. Ve bir mucize: Çocuk başladı konuşmaya. Hem de “bülbü... Devamı

Sahibi razı olmadıkça

2013-11-17 03:59:00
Sahibi razı olmadıkça |  görsel 1

Sahibi razı olmadıkça Hazreti Ömer ile Efendimizin amcası Hz. Abbâs, bir gün ihtilâfa düştüler. Fakat Hz. Übeyy’in hakem olmasında anlaştılar. İkisi birlikte, onun evine gittiler. Selâmdan sonra Hz. Abbâs şunları söyledi: - Yâ Übeyy! Halîfe, bana ait bir evi istimlâk etmek istiyor. Ben de, vermek niyetinde değilim. Bir türlü anlaşamadık. Neticede, senin hakem olmanı kararlaştırdık. Nasıl hükmedersen, ona râzı olacağız. Hz. Übeyy, halîfe Hz. Ömer’in yüzüne baktı. O da: - Evet, öyle! diyerek söylenenleri tasdîk etti, doğruladı. Sonra da şunları ekledi: - O’nun evi, Mescid’in bitişiğindedir. Kendisine, “Burasını gönül rızân ile, devlete sat. Parasını derhal ödeyelim!” dedim. “Olmaz!” dedi. “Hîbe et, bağışla” dedim. “Olmaz!” dedi. Bunun üzerine “Öyleyse, istimlâk edeceğim. Sonra da yıkıp, Mescide ilâve edeceğim. Müslümanlar artık sığmıyorlar, dedim. Onu da kabûl etmedi. “Bu saydıklarımdan birisini mutlaka yapmalısın!” dedim. Ancak senin hakem olmanda anlaşabildik. Hz. Übeyy, iki tarafı da, dikkatle dinledikten sonra dedi ki: - Yâ Emîr-el mü’minîn! Öyle biliyorum ki, sen, Abdülmuttalib oğlu Abbâs’ı râzı etmezsen; onun evini alamazsın! - Bu hükmü; Allahın kitâbından mı, yoksa Resûlullahın sünnetinden mi çıkarıyorsun? - Resûl-i ekremin Sünnetinden. - Nasıl? - Resûlullah efendimizden işitmiştim. Buyurdu ki: (Süleymân aleyhisselâm, Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’yı inşâ ettirirken, örülen duvarlar tekrar yıkılıyordu. Zor durumda kalan Süleymân aleyhisselâma, Cenâb-ı H... Devamı

Hz. Zülkarneyn ve Hükümdar

2013-11-17 03:48:00
Hz. Zülkarneyn ve Hükümdar |  görsel 1

Hz. ZÜLKARNEYN (a.s) ve HÜKÜMDAR Zülkarneyn (a.s), ölüm endişesi ve nefs engelini aşmaya çalışan bir kavme uğradı. Oradaki insanların elinde dünya serveti namına bir şey yoktu. Rızıklarını sebzeden temin ederlerdi. Sebzelerini korumakta çok ihtimam gösterirlerdi. Ayrıca bu kavimde herkes kendi mezarını kazar, hergün mezarını temizler ve ibadetlerini burada yapardı. Zülkarneyn (a.s.), bunların hükümdarlarını çağırttı. Hükümdar: "Ben kimseyi istemiyorum. Beni isteyen de yanıma gelir." dedi. Zülkarneyn (a.s.), bu söz üzerine hükümdarın yanına giderek: "Ben seni davet ettim, niye gelmedin?" dedi. Hükümdar: "Sana bir ihtiyacım yok, olsa gelirdim." cevabını verdi. Bunun üzerine Zülkarneyn (a.s): "Bu haliniz nedir? Sizdeki bu hali kimsede görmedim." deyince hükümdar: "Evet biz altın ve gümüşe kıymet vermiyoruz. Çünkü baktık ki, bunlardan bir miktar, bir kimsenin eline geçerse, bu sefer daha fazlasını isteyecek ve huzuru bozulacak. Onun için dünyalık peşinde değiliz." dedi. Zülkarneyn (a.s): "Bu mezar nedir? Neden bunları kazıyor ve ibadetlerinizi burada yapıyorsunuz?" diye sordu. Hükümdar: "Dünyalık peşinde koşmamak için bunu böyle yaptık. Mezarları görüp de oraya gireceğimizi hatırlayınca, her şeyden vazgeçeriz." dedi. Zülkarneyn (a.s.): "Niçin sebzeden başka yiyeceğiniz yoktur? Hayvan yetiştirseniz, sütünden, etinden istifade etseniz olmaz mı?" dedi. Hükümdar: "Midelerimizin canlı hayvanlara mezar olmasını istemedik. Bitkilerle geçimimizi sağlıyoruz. Zaten boğazdan aşağı geçtikten sonra hiç birinin tadını alamayız." diye cevap verdi. KAYNAK: TOPBAŞ,... Devamı

Müslüman, güler yüzlü olur

2013-11-17 03:42:00
Müslüman, güler yüzlü olur |  görsel 1

Müslüman, güler yüzlü olur Filibe’de medfun bulunan “Muhammed bin Ömer” hazretleri, bir gün bâzı sevdiklerine; - Müslümanlık, herkese güler yüz, tatlı dil göstermektir, buyurdu. - Ya namaz ve oruç? dediler. - Namaz ve oruç, herkesin kulluk vazifesidir, buyurdu. Elbette yapacaktır. Ve ilave etti: - Mümin olmanın şiarı “güler yüz”, münafıklığın alameti “asık surat”tır. Namaz, dînin direği Sohbetin devamında; - Beş vakit namazınızı mutlaka kılın! buyurdu. Namaz, dînin direğidir. - Namaz kılmayanın îmanı gider mi? diye sordular. - Gidebilir, buyurdu. - Nasıl gider efendim? - Eğer namazı birinci vazife kabul etmez, önemsemez, kılmadığı için üzülmez ve azâbından da kormazsa, o zaman îmanı gider. Şöyle bitirdi: - Hadîs-i şerîfte; “Kıyamette ilk sual, namazdan olacak. Namaz hesabını veren kurtulacak, veremeyen büyük tehlikeye düşecektir” buyuruldu. En üstün haslet Ordakiler; - İnsandaki en üstün haslet nedir? diye sordular. - Kâmil akıldır, buyurdu. - O yoksa? dediler. - Güzel edebtir. - O da yoksa? - Kendisiyle istişâre edilecek şefkatli bir arkadaştır. - O da yoksa? - Susmaktır. Dîni için evlen! Onların arasında bir genç, evlenmek istediğini arz edip bu zattan nasihat istediğinde; - Oğlum, bir kadınla, ya güzelliği için, ya malı için, ya da dîni için evlenilir, buyurdu. Sen, dîni için evlen! Delikanlı sordu: - Hikmeti ne hocam? - Evladım, güzelliği için evlenirsen güzelliğinden, malı için evlenirsen malından mahrum kalırsın, buyurdu. Ve ekledi: - Ama dîni için evlenirsen, dünyada da rahat edersin, âhirette de.... Devamı